Author
Message
Kaan

Administrators

Online status

678 posts

#809   2015-04-12 18:17 GMT        
Rüya Çağla : SENDEN ÇOCUĞUM OLSUN

Dün internette gazete okuduktan sonra bildiğim bi alışveriş sitesinin reklâmını tıklayıp, üstünkörü ayakkabılara göz atmıştım. Bugün bi baktım, feysbuk ana sayfamın sağ köşesinde o ayakkabılardan birinin fotoğrafı. Sponsorlu reklâmlar oluyor hani, orada...
'Beğendiğin ayakkabı şimdi şu fiyata' yazıyor altında. Ne? Beğendiğim mi? Ne zaman ya?

Ciyuvv! Birden aklım başıma geldi.

Gazete sayfasına feysbuk üzerinden girdiğimi hatırladım!
Bunu yapmayacaktım. (İnternetteki dokuz kusurlu hareketten biri bence)
Hadi yaptım, gazetedeki reklâmdan alışveriş sitesine hiç girmeyecektim.
Zaten e-postama devamlı yollamıyorlar mı her türlü sezon ve mağaza hareketlerini? Gerek duyarsam siteye normal yollardan giremem mi? Ee? Lüzumsuzluk işte.
Böyle lüzumsuzlukların sonucu olarak, öylesine bakıp geçtiğin bişey sıfat tamlaması halinde sokuluyormuş meğer gözüne: Beğendiğin ayakkabı! (Onu hiç de beğenmemiştim, teessüf ederim)
Öğrenmiş oldum haliyle.
Bununla da kalmayıp bi de üstüne irrite oldum.

Zira...
Haybeden tıklamalarla bizzat reklâma alet edilmek diye bişey var ki, Allah muhafaza!
'Kullandım, cildim bebek gibi yumuşacık oldu', 'Ben denedim çok memnun kaldım, tavsiye ederim süper bişey' demiş gibisinden, cilt maskesi veya bi kozmetik ürününü övdürerek ne delikanlıları harcadılar bu âlemde. Ruhları bile duymadı gariplerin ama biz gördük bi kere.

Bu girizgâhtan sonra hemen asıl mevzuya gireceğim. Epeydir değinmek istiyordum da tembellikten elim varmıyordu. Ayakkabı vesile oldu.
Mevzu dediğim, telefon mesajları yahut aramalar yoluyla yapılan duyurular, reklâmlar.
Kime sorsam bıktım diyor.
Ki ben de diyorum. Üstelik benim başıma geldiği gibi kimi zaman tesadüfler gerçek hayatla çakışınca...
Güler misin, gerilir misin şeklinde izah edebileceğim içsel aksiyon da cabası.

Geçenlerde Almanya'da yaşayan bi arkadaşım telefon etmişti. Görüşme biter bitmez abonesi olduğum gsm şebekesinin mesajı atıl kurt yaptı: Siz de dakikası şu kadar kuruşa Almanya'yı arayabilirsiniz.
Hadi bu normal de...
Komşumla yaptığım 'her tarafım ağrıyor, ay benim de valla, sorma hiç mecalim yok, çok yorgunum' minvalinde sürüp giden bi sohbetin ertesinde telefonuma düşen mesaj içeriğinin doktor ünvanı altında ne olduğu belirsiz bitkisel karışımı pazarlamaya yönelik olması ilginçti doğrusu.
Ya arkadaşımla karşılıklı oturmuş, çekmeme sorunu yüzünden başka bi gsm hattına geçmeyi düşündüğümü, hangisi daha iyi çekeri konuşurken, kendi şebekemden 'sizin yeriniz burası' diye başlayan bi mesaj gelmesine ne buyrulur?
Tesadüfün iğne deliğiydi şüphesiz. Yalnız, insan paranoyaklaşır yine de.

Fakat bu sonbahar yaşadığım şey n'oluyoruz dedirtti resmen.
Evdeki tavaların yenilenme zamanı gelmişti, gittim tava aldım marketten.
Ertesi gün telefonuma düşen mesaja bakın: Yeni teflon tavanızı kullanmadan önce sıcak su ile yıkayın, kuruduktan sonra biraz sıvı yağ damlatıp kağıt havlu ile silin.
Takip eden günlerde 'ne pişireyim, ne pişireyim hımm?' diye düşünüp mücver yapmaya karar verince, gerekli malzemeler için yine koştum markete. En gerekli malzeme tabii ki kabak.
Mutfakta hazırlık yaparken, nasıl ve ne şekilde dahil olduğumu bilmediğim, sürekli yemek tarifleri gönderen mesaj programından mesaj geldi.
Ne pişirmemi öneriyor dersin? Mücver mi? (Yok artık, o kadar da değil)
Kabak tava!
Ne yemek yapacağımı tutturamasa da kabak aldığımı biliyor yeminlen!
(Yeni tavaya da gönderme yapmış bu arada ahaha)

Bazı kereler hep birlikte coşuyorlar...
Hani neredeyse masanın, koltuğun altından birileri çıkacak.
Yorgun musun? Çaresi bizde, bunu iç anında zımba gibi ol!
Para mı lazım? Ayıpsın, bize gel şak diye kredi verelim!
Televizyonu mu yenileyeceksin? Bizden al, bedava 3D gözlükle borçlar gırtlağına dayanmış gibi hisset!
Tatile mi gideceksin? Biz götürelim, sonra taksit taksit ödersin lafı mı olur!
Karnın mı acıktı? Bizim dürümcüye koş, başka yere gidersen darılırız vallahi!

İyi de nereden buluyor bunlar numaramızı?
Kim veriyor, kim? (Hadi bankaydı, gsm şirketiydi onlar mecburen biliyor; onu anlarım da, diğerleri?)
Turizm firması, beyaz eşya bayii, bitkisel ürüncü, dürümcü...
Ve dahi cinsel set pazarlamacısı ne iş?
Sahi, o ne öyle ya? İyice azıttılar. Cık cık cık!

Bi sigortacı aramıştı epey önce...
'İstemiyorum sigorta falan' diyorum anlamıyor. 'Nasıl buldunuz beni' diye sormayı akıl ettim Allahtan. 'Sizin filanca kartınız var, onlardan alıyoruz numaraları' demesin mi? Ertesi gün o kartı aldığım teknolojik mağazaya gittim, anlattım durumu ve sordum: Numaraları veriyormuşsunuz? Pek tatmin edici cevaplar duyamadım tabii ki. Ne veriyoruz, ne vermiyoruz dedi konuştuğum kişi. Net olarak söylediği tek şey istersem kartımı iptal ettirebileceğimdi.

Böyle üyelik olsun, abonelik vb. olsun; bunlar için doldurduğumuz formları, yaptığımız sözleşmeleri iyice okumuyoruz. Yazıyordur belki de bi yerlerde minicik, mini minicik de olsa bilgilerimizin üçüncü şahıslara devredilebileceği. Firma adına mı güveniyoruz nedir, hiç tereddütsüz atıyoruz imzayı. Ne var ki bağlantıda bulunmadığımız halde bile numaralarımız yad ellerde geziyor. Dağıtan bi kaynak var, o kesin.

Hele sesli reklâmlar. Cep ya da ev telefonu farketmiyor, dayıyorlar reklâm spotunu. Halin nedir o anda, hasta mısın, sıkıntılı mısın, işin gücün mü var, kimin umurunda?
Reklâmın içeriğine göre şen şakrak bi kadın veya ciddiyetin dibine vurmuş bi erkek sesi başlıyor anlatmaya. Hemen kapatıyorum ama bu çözüm değil tabii ki. Yine arıyorlar, yine arıyorlar.
Bi de ödül kazandınız, puan kazandınız şu numarayı arayın diye mesajlar gelmiyor mu, aman aman! Tamamen dolandırıcılık amaçlı. Sen, ben yemiyoruz belki ama birilerinin canı yanıyor mutlaka.
Velhasıl, numaralarımız her türden niyet için emre amade.
Peki çare?

Gsm operatörleri toplu mesaj şeklindeki reklâm gönderilerini engelliyormuş sadece. Bireysel reklâm mesajlarını engellemek istiyorsak hukuki yollara baş vurmamız gerekiyormuş. Ne bileyim ben hangisi toplu, hangisi bireysel. Bakıyorum reklâm, siliyorum anında. Hem neden uğraşmak zorunda kalıyorum ki? İstemiyorsam istemiyorumdur. Toplusu da gelmesin, bireyseli de!
Bi süre önce reklâm amaçlı mesajlara ve aramalara düzenleme getirileceğine dair haberler çıkmıştı.
Şöyle bişey olacakmış: Mesaj geldiğinde 'bunu istemiyorum' seçeneği de sunulacakmış, böylece bi daha aynı numaradan mesaj almayacakmışız. (O mesajlar her halükârda gönderilecek yani, benim anladığım bu)

Ha, bazen komik durumlar yaşanmıyor değil. Birden anımsayıp kahkaha attım.
Bi ara yine böyle mesajla albüm, şarkı reklâmları yapılıyordu hani...
9-10 yıl kadar önceydi, annemin telefonun mesaj sinyali çaldı. Yakınındaydı telefon -yoksa dünyanın mesajı gelse görmez, fark etmez- duyup açtı mesajı.
Önce şöyle bi baktı, sonra sesli ama duraksayarak, iyice anlamaya çalışıyormuşçasına okudu:

'Sen-den çocu-ğum ol-sun...'

Ve gerisine bakmadan telefonu -filmlerdeki gibi- koltuğun üzerine fırlatırken feryadı bastı:
'Tuu utanmaz! Ne günlere kaldık, sapık kaynıyor ortalık! Tuu edepsizz!'
Derhal uyandım duruma.
Ne bilsin annem. Canım benim. O hâlâ 'bir bahar akşamı rastladım size'lerde.
Gülmekten kırılırken, anlatmaya çalıştım.
'Annee bi dur ya, şarkı o şarkı! Sana demiyor!

RÜYA ÇAĞLA
Nisan 2015


Bunlara baktınızmı?
Rüya Çağla - BAYRAM TATİLİ
Rüya Çağla - SANA BİRŞEY SORABİLİR MİYİM?
Rüya Çağla - ARTIK ÇEKMEYECEĞİM
Kişiliğim, hayatım hakkında konuşabilirsiniz. Fikir yürüte bilirsiniz. Beni öyle böyle sanabilirsiniz. Ama emin olamazsınız. Sizin hakkımdaki yorumlarınız, sanmalarınız benim gerçek de ne olduğumu değiştirmez. Baktığım yeri söyleye bilirsiniz ama ne gördüğümü ASLA...